1996’da bir çuval çivi ve birkaç kutu boyayla açtığımız dükkan, bugün bölge ustalarının ilk uğrağı. Otuz yılda reyonlar büyüdü, markalar değişti, tezgâhın arkasındaki cevap aynı kaldı: doğru ürünü doğru işe önermek.

İlk yıllarda müşterilerimizin çoğu mahalleliydi; bir kilo çivi, bir kutu boya derken güven kazandık. Zamanla ustalar da uğramaya başladı — ve onların soruları bizi değiştirdi. Çünkü usta ürünün adını değil, işini sorar: “Bu duvar nem çekiyor, ne atalım?” Bu soruya doğru cevap verebilmek için ürünü tanımak yetmez, işi tanımak gerekir. Bize göre nalburculuk raftaki ürünü uzatmak değil, işi anlayıp doğrusunu önermektir.
Yıllar içinde boyadan elektrikli alete, tesisattan bahçeye reyonlarımız büyüdü. Yetkili bayiliklerini aldığımız markaları tek tek biz seçtik: kataloğu iyi olan değil, arkasında servisi ve yedek parçası duran markalar. Çünkü bir müşteriye ürünü sattığımızda iş bitmiyor — iki yıl sonra o aletin kömürünü sorduğunda da aynı tezgâhtayız. Prensip otuz yıldır aynı: sattığımız her şeyin arkasında dururuz.